Bozyazı Mutlu Sonlu Masöz Şeyda

Bozyazı Mutlu Sonlu Masöz

Senin olan Melissa Valerio nerede? Beni niçin bir öpücük bile vermeden terk etti? Gözlerim yaşlı Gmeşhurk, uçsuz bucaksız bir Bozyazı Mutlu Sonlu Masöz neşeyle ağlıyo‐ rum. Mutluluğun ve neşenin var olduğuna hep inanmışımdır. Bir sürü yatakta, biroldukça erkekte hatta bir kadında, aslolan kendimde arayıp sonra da yitirdiğim şey. Onu çok bilinen ve sıradan bir yerde buldum. Ve de bir insanda değil, bir insanoğlunun bakışlarında elde ettim. Ben, Giorgio ve öteki arkadaşlar, bizim evin derhal altında, kısaca denizden 50 metre uzaklıkta, yeni açılan bir mekâna gitmiştik. Yeni bir Arap lokantası. Masaların çevreında göbek atan ve servis icra eden dansözler var. Yerlere yastıklar ve halılar atılmış. Mum ışığı ve tütsü kokusu var.

Ağzına kadar doluydu ve oturabilmek için masaların boşalmasını beklemeye karar vermiştik. Ayaklı bir lambaya dayanmış, Fabrizio ile kötü sonlanmış telefon mevzuşmamızı düşünüyordum. Onu ve hiçbir şeyini bir daha görmek istemediğimi söylemiştim. Ağlamaya başlamış ve bana her şeyi verebileceğini söylemişti. Doğal ki kastettiği şey para, para, para! “Eğer insanlara bu şekilde davranıyorsan. Sağol fakat ben al‐ mayayım. Yine de önerin için teşekkür ederim,” demiştim alaycı tonda. Telefonu çehreına kapatmış, ondan sonraki aslabir aramasına cevap vermemiştim. Vallahi billahi ki, bundan sonra da hiçbir telefonunu açmayacağım. O adamdan nefret ediyorum. O bir solucan, iğrenç bir yaratık, ona kendimi bir ödül gibi sunmayacağım.

Bozyazı Mutlu Sonlu Masöz

Bütün bunları ve Valerio”yu düşünüyordum. Kaşlarımı çatmıştım ve gözlerim bir noktaya dalıp gitmişti. O huzursuz düşüncelerden sıyrıldığım anda onun gözleriyle karşılaştım. Kim bilir ne zamandan beri bana bakıyordu. Bakışları tatlı ve yumuşacıktı. Kısa aralıklarla bir o bana. Bir ben ona baktık. Bakışlarımızı kaçırıyor, sonrasında tekrar, elimizde olmaksızın, birbirimizin içine düşüyorduk. Bakışları derin ve yalansızdı. Bu kere, sonradan canımı acıtacak ve cezalandıracak anlam ifade etmeyen düşlere dalıp kendimi kandırmak istemiyordum. Bakışlara gerçekten inandım. Gözlerine bakıyordum. Bana odaklanmışlardı ve sanki beni sevdiğini, hakkaten tanımak istediğini söyler gibiydiler. İnceden inceye gözlemlemeye başladım. Bağdaş kurmuş oturuyordu, elinde sigara vardı, dolgun dudakları, belirgin fakat dikkat çekici bir burnu, Arap prenslerininkine benzeyen gözleri vardı. Başka hiç hiç kimseye bakmıyordu, yalnızca bana bakıyordu.